..:: MALİ KONULARLA İLGİLİ GÖRÜŞLER

1- 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C Maddesi kapsamında çalıştırılan personele ''Fazla Mesai Ödemesi'' yapılıp yapılamayacağı konusundaki Maliye Bakanlığı görüş yazısı için tıklayınız.

2- Zabıt kâtibinin Yazı İşleri Müdürlüğüne vekâleten görevlendirilmesi halinde vekâlet aylığı ödenebilir mi?

3- Zabıt kâtibinin yazı işleri müdürlüğüne, icra müdürlüğüne vekâleten görevlendirilmesi halinde bu görevlerden dolayı herhangi bir ücret ödenebilir mi?

4- Yazı İşleri Müdürünün icra müdür vekilliği, vezne memurluğu, emanet memurluğu ve adli sicil şefliği görevlerini fiilen yürütmesi halinde bu görevlerden dolayı ayrı ayrı vekâlet aylığı alabilir mi?

5- Zabıt kâtibinin başka bir ilçeye icra müdür vekilliğine görevlendirilmesi halinde kendisine vekâlet aylığı mı yoksa geçici görev yoluğu mu ödenecektir?

6- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesine göre istihdam edilen personele geçici görev harcırahı ve sürekli görev yolluğu ödenmesi mümkün müdür?

7- İlk kez memuriyete atananlara harcırah ödenebilir mi?

8- Memuriyet mahalli dışında yapılan eğitimlere katılanlara geçici görev yolluğu ödenebilir mi?

9- 4046 sayılı yasanın 22 nci maddesine göre araştırmacı ve uzman kadrolarına atanan 657 sayılı yasaya tabi görevlilere aile yardımı (eş ve çocuklar için) ödenebilir mi?

10- Veznedar kadrosunda görev yapan personele sayman mutemedi yetkisi verilir mi ?

11- Ceza İnfaz Kurumu personeline 3717 sayılı yasanın 2/A maddesi uyarınca fazla çalışma ücreti ödenebilir mi?

12- Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara, 3717 sayılı Yasanın 1 inci maddesinde düzenlenen yol tazminatı ve yol gideri ödenebilir mi?

13- Bu görevliler aynı kanunun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasındaki ek ödemeden yararlanabilir mi?

14- Aile ve çocuk mahkemelerinde görev yapan sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara Adalet Bakanlığı Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına göre ek ders ücreti ödenebilir mi?

15- Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglar, 3717 sayılı yasanın 2/A maddesindeki fazla çalışma ücretinden yararlanabilir mi?

16- Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagogların sosyal inceleme raporu düzenlemesi halinde karşılığında bir ücret ödenebilir mi? Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagogların sosyal inceleme raporu hazırlama görevleri gereği yapılan masraflar nereden karşılanabilir?

17- Bilirkişi olarak görevlendirilmeleri durumunda kendilerine bilirkişi ücreti ödenebilir mi?

18- 3717 sayılı Yasanın 2/A maddesine göre fazla çalışma ücreti ödemelerinde bir saat karşılığı olarak bütçe tertibinden hangi bent uygulanacaktır?

19- Parasal haklarla ilgili olarak fazla ödeme yapılması halinde bu fazla ödeme hangi usule göre geri alınacaktır?

20- Görev yaptığı yerden başka bir yerdeki sağlık birimine tedavi amacıyla sevk edilenlere yolluk ödenir mi?

21-Resmi sevk sonucunda özel diş hekimi tarafından diş tedavisi sonucu kesilen faturada bildirilen miktarın, Türk Diş Hekimleri Birliği Tarifesinde bildirilen fiyatlar üzerinden mi? yoksa Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğin Ek-7'de belirtilen fiyatlar üzerinden mi ödenebilir?

22-3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca ödenen yol tazminatı oranlarının uygulanmasında 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen Büyükşehir Belediye sınırları esas alınarak ödeme yapılabilir mi?


23-Özelleştirme kapsamında görev yapmakta iken 4046 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre adliyelerde görev yapan personele denge tazminatı ödenebilir mi?


24-Hâkim ve Savcılara yabancı dil tazminatı ödenebilir mi?



2- Zabıt kâtibinin Yazı İşleri Müdürlüğüne vekâleten görevlendirilmesi halinde vekâlet aylığı ödenebilir mi?

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekâlet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86 ncı maddesinde “…Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekâlet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.

Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.”  hükmü mevcuttur.

 Ayrıca, 17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar”, 05/05/2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış olup söz konusu Kararın "Vekâlet" başlıklı 9 uncu maddesinde; 

(1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekâlet ettirilenlere;

aa) Vekâletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

bb) Vekâletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) bir arada taşımaları,

kaydıyla; vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.” hükmü getirilmiştir.

Bu nedenle, yukarda anılan hükümlere göre, vekâlet aylığı ödenemeyeceği, yukarıda belirtilen şartları taşıması halinde ise, kadronun boş olması durumunda vekâlet ettiği görev için öngörülen zam ve tazminatın toplam net tutarının, asli kadro veya görevi karşılığında fiilen aldığı zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki farkın ödenebileceği düşünülmektedir.

  Başa dön


 

3- Zabıt kâtibinin yazı işleri müdürlüğüne, icra müdürlüğüne vekâleten görevlendirilmesi halinde bu görevlerden dolayı herhangi bir ücret ödenebilir mi?

 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 86 ncı maddesinde; “Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.

 Bir görevin memurlar eliyle vekâleten yürütülmesi halinde aylıksız vekâlet asıldır.

Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.

Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekâlet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı ödenir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekâlet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.

Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir." denilmektedir.

Ayrıca, 160 Seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinin “Uygulamaya İlişkin Ortak Açıklamalar” başlıklı E Bölümünün 6 ncı maddesinde; “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca kurumlarınca bir görev kurum içinden, diğer kurumlardan veya açıktan vekâlet ettirilenlere ödenecek zam ve tazminatlara ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre;

657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekâlet ettirilenlere;

 a) Vekâletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

 b) Vekâletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

 c) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) bir arada taşımaları,

 kaydıyla, vekâlet ettikleri kadro veya görevler için öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar (1/3 ve 2/3) dikkate alınmaksızın, vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenecektir." denilmektedir.

 Öte yandan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun  “Birleşemeyecek Görevler” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Devlet memurlarına vekâlet görevi, ikinci görev veya ders görevlerinden ancak birisi verilebilir. Öğretmenlerin idari görevi bu hükmün dışındadır. Bir memurun üstünde birden çok ücretli vekâlet görevi veya ikinci görev bulunamaz. ” hükmü yer almaktadır.

 Bu nedenle, 657 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde, zabıt kâtibi iken aynı adliyede yazı işleri müdürlüğü ve icra müdürlüğü görevleri için vekâleten görevlendirilen üzerinde birden çok ücretli vekâlet ve ikinci görev bulunamayacağı, yukarıda belirtilen şartları taşıması halinde ise tek bir görev için vekâlet aylığı ve yukarıda yer alan koşullara ilave olarak yazı işleri müdürlüğü ile icra müdürlüğü kadrolarının boş olması halinde vekâlet edilen göreve ait zam ve tazminat ödemelerinden ancak bir görev için fark miktar kadar yararlandırılabileceği düşünülmektedir.


Başa dön


 

4- Yazı İşleri Müdürünün icra müdür vekilliği, vezne memurluğu, emanet memurluğu ve adli sicil şefliği görevlerini fiilen yürütmesi halinde bu görevlerden dolayı ayrı ayrı vekâlet aylığı alabilir mi?

 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekâlet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86 ncı maddesinde “…Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekâlet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.

 Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.

 Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.”  hükmü mevcuttur.

 Ayrıca, 160 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinin “E-Uygulamaya İlişkin Ortak Açıklamalar” bölümünün 6 ncı maddesinde “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ıncı maddesi uyarınca kurumlarınca bir görev kurum içinden, diğer kurumlardan veya açıktan vekâlet ettirilenlere ödenecek zam ve tazminatlara ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre;

 a) Vekâletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

 b) Vekâletin, Bakanlar Kurulu Kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro ve görevler için ilgili Bakan, diğer kadro ve görevler için asılı atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

 c) Vekillerin,   genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atamada sınav şartı aranılan kadro ve görevler için sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dâhil) bir arada taşımaları kaydıyla vekâlet ettikleri kadro veya görevler için öngörülen zam ve tazminatın toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla alınması halinde, aradaki fark 657 sayılı kanunun 175 inci maddesindeki oranlar (1/3 ve 2/3) dikkate alınmaksızın, vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenecektir.

 Vekâlet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenecektir.

 Yukarıda belirtilen tüm şartları bir arada taşımadıkları için tedviren görevlendirildikleri kabul edilecek olanlara ise bu ödemelerin yapılmasına imkân bulunmamaktadır.” hükmü getirilmiştir.

 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun  “Birleşemeyecek Görevler” başlıklı 90’ ıncı maddesinde; “Devlet memurlarına vekâlet görevi, ikinci görev veya ders görevlerinden ancak birisi verilebilir. Öğretmenlerin idari görevi bu hükmün dışındadır. Bir memurun üstünde birden çok ücretli vekâlet görevi veya ikinci görev bulunamaz.” hükmü yer almaktadır.

 Yukarıda yer alan koşullara ilave olarak yazı işleri müdürlüğü ile icra müdürlüğü kadrolarının boş olması halinde vekâlet edilen göreve ait zam ve tazminat ödemelerinden ancak bir görev için fark miktar kadar yararlandırılabileceği düşünülmektedir.

 Bu nedenle, yukarıda anılan hükümlere göre, yazı işleri müdürü olup, icra müdür vekilliği, vezne memurluğu, emanet memurluğu ve adli sicil şefliği görevlerini fiilen yürüten kişinin yukarıda belirtilen şartları taşıması halinde belirtilen görevlerden sadece biri için vekâlet aylığı ve yukarıda yer alan koşullara ilave olarak kadrolarının boş olması halinde vekâlet edilen göreve ait zam ve tazminat ödemelerinden ancak bir görev için fark miktar kadar yararlandırılabileceği düşünülmektedir.

  Başa dön


 

5- Zabıt kâtibinin başka bir ilçeye icra müdür vekilliğine görevlendirilmesi halinde kendisine vekâlet aylığı mı yoksa geçici görev yoluğu mu ödenecektir?

 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekâlet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86 ncı maddesinde “ Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.

 Bir görevin memurlar eliyle vekâleten yürütülmesi halinde aylıksız vekâlet asıldır.

 Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.

 Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekâlet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı ödenir.

 Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekâlet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.

 Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.

 Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” hükmü mevcuttur.

 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekâlet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175 inci maddesinde; "Bir göreve vekâleten atanan memurlara vekâlet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekâlet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır.” denilmektedir.

 6245 sayılı Harcırah Kanununun "Muvakkat vazife harcırahı " başlıklı 14 üncü maddesinde; "Memuriyet merkezlerinin bulunduğu mahal dışındaki bir vazifeye vekâleten gönderilenlere geçici görev yolluğu (yol masrafı ve yevmiye) ödeneceği”  hüküm altına alınmıştır.

 Yine 6245 sayılı Harcırah Kanununun "Harcırahın sureti tediyesi" başlıklı 57 nci maddesinde ise; "Harcırah hizmetin taalluk ettiği kurum bütçesinden ödenir.” denildiğinden, söz konusu ödemenin ilgilinin vekâleten görevlendirildiği kurumun muhasebe işlemlerini yürüten saymanlık tarafından yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

 Bu nedenle, zabıt kâtibinin başka bir ilçeye icra müdür vekilliğine görevlendirilmesi halinde, yukarıda anılan kanun hükümleri uyarınca vekâlet aylığı ve vekâlet edilen göreve ait zam ve tazminatların yerine geçici görev yolluğu ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Başa dön


   

6- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesine göre istihdam edilen personele geçici görev harcırahı ve sürekli görev yolluğu ödenmesi mümkün müdür?

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesine göre istihdam edilen geçici personele, 10/01/2009 tarih ve 27106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2009/14583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesinin (1) inci fıkrası uyarınca, tahsil dereceleri dikkate alınmak suretiyle belirtilen oranlar üzerinden ücret ödenmekte olup, maddenin (2), (3), (4) ve (5) inci fıkralarında ise ücret dışında yararlanacakları mali haklar belirlenmiştir. Aynı Kararın 5 inci maddesindeki “Geçici personele, bu Kararda belirtilen ücretler dışında herhangi bir ad altında bir ücret ödenemez ve sözleşmelerine bu yolda hüküm konulamaz.” hükmü uyarınca da 4/C kapsamında geçici personele hizmet sözleşmesinde belirtilen ücretler dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamamaktadır.

Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesinin (2) inci fıkrasındaki "Geçici personelden, bu Kararda belirtilen görevleri yapmak üzere, görevli oldukları memuriyet mahalli dışında görev yapacaklara 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre harcırah ödenir." hükmüyle kastedilen ödeme ise, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 14 ncü maddesinde belirtilen "geçici görev yolluğu"dur.

Belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ilgili personele ancak memuriyet mahalli dışında yapılacak görevlendirmelerde geçici görev yolluğu ödenebileceği düşünülmektedir.

  Başa dön


 

7- İlk kez memuriyete atananlara harcırah ödenebilir mi?

 6245 sayılı Harcırah Kanunun 9 uncu maddesinin “ilk defa bir memuriyete tayin olunanlara tayinleri sırasında mütemekki oldukları mahalde” harcırah ödenebileceği hükmüne yer veren (a) fıkrası 31/07/2003 tarihli ve 4969 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile mülga olduğundan, bu tarihten sonra yapılan ilk atamalarda harcırah ödenmemektedir.

Başa dön


   

8- Memuriyet mahalli dışında yapılan eğitimlere katılanlara geçici görev yolluğu ödenebilir mi?

 6245 sayılı Harcırah Kanununun “Yurtiçi ve yurtdışında kurslara katılanlara verilecek gündelik” başlıklı 37 nci maddesinde (Değişik: 11/12/1981 – 2562/15 md.) Mesleki bilgilerini artırmak amacıyla memuriyet mahalli dışında açılan kurs veya okullara gönderilenlere, bu Kanuna göre geçici görev gündeliği verilir…” denilerek, memuriyet mahalli dışında yapılan eğitimlere katılanlara geçici görev gündeliğinin ödeneceği belirtilmiştir.

  Aynı Kanunun “Ehliyet tespiti, imtihan, hava değişimi ve tedavi için başka yere gönderilenler:” başlıklı 18 nci maddesinde (Değişik: 11/12/1981 – 2562/8 md.)”Memurlar, yardımcı hizmetler sınıfına dâhil personel ve kurumlarda yalnız ödenek mukabili çalışanlar ile aşağıdaki (c) bendinde yazılan hallerde aile fertlerinden, memuriyet mahalli dışına;

 a.Görevlerine ait mesleki ve sıhhi yeterliklerinin tespiti veya kurumlarınca görülecek lüzum üzerine imtihan için gönderilenlere, gidiş ve dönüşleri için yol masrafı ve gündelik ile bu amaçla gönderildikleri yerde geçen sürenin en çok yedi günü için gündelik ödenir.” denilerek memuriyet mahalli dışında yapılan sınavlara katılanlara geçici görev yolluğunun ödeneceği belirtilmiştir.

 Ayrıca, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün Kurs Gündelikleri Hakkındaki 28 seri nolu Tebliğinin “A- Yurt içinde veya Yurtdışında Açılan Kurs ya da Okullara Katılanlara Yapılacak Ödemeler” başlıklı ve “B-Harcırah Kanununun 37 nci maddesi Bakımından Bazı Kursların Değerlendirilmesi” başlıklı bölümlerinde bu konuda ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.

Başa dön


   

9- 4046 sayılı yasanın 22 nci maddesine göre araştırmacı ve uzman kadrolarına atanan 657 sayılı yasaya tabi görevlilere aile yardımı (eş ve çocuklar için) ödenebilir mi?

 Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 17/03/2008 tarihli ve B.07.0.BMK.0.15.15456–5/2991 sayılı yazısıyla konuya açıklık getirilmiştir.

 T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü

 Sayı        : B.07.0.BMK.0.15.115456-5

 Konu      : Aile Yardımı                                                      

 17/3/2008*02991

 ...................................................................

 Bakanlığımıza intikal ettirilen çeşitli yazılardan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca eş ve çocuklar için yapılan aile yardımının, ilgili mevzuatı uyarınca fark tazminatından yararlanan personele ödenmesinde tereddütler oluştuğu anlaşılmaktadır. Konuya ilişkin olarak tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

Fark tazminatına ilişkin yasal düzenlemelerde ilgililerin fark tazminatına esas eski ve yeni kadro veya pozisyonları için yapılan ödeme unsurları arasında Devlet memurlarına belirli durumlarda sosyal yardımlar kapsamında ödenmekte olan aile yardımı ödeneğine yer verilmediğinden, söz konusu aile yardımından dolayı, ilgililere yapılacak fark tazminatı ödemelerinde herhangi bir azalmaya yol açılmamasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Buna göre;

1- İlgili mevzuatı uyarınca fark tazminatından yararlanan personelin fark tazminatına esas eski ve yeni kadro veya pozisyonlarına ilişkin kıyaslanacak tutarların, aile yardımı ödeneği dâhil edilmeden hesaplanması,

2- Aile yardımı ödeneğinin, ilgililere yapılacak fark tazminatı ödemeleri dışında ayrıca ödenmesi,

3- Fark tazminatı ödemelerinden yararlanmaya başladıkları tarihten sonra aile yardımı ödeneğine hak kazanan personelin, aile yardımı ödeneğine hak kazandıkları tarihten itibaren yine aynı şekilde aile yardımı ödeneğinden yararlanması,

4- Geçmiş dönemlere ilişkin olarak da, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplama yapılarak ilgililere aile yardımı ödeneği ödenmesi,

5- Geçmiş dönemlere yönelik hesaplama yapılırken, ilgililerin fark tazminatına esas eski kadro veya pozisyonlarına ilişkin kıyaslanacak tutarın içinde aile yardımı ödeneğinin bulunması halinde, söz konusu aile yardımı ödeneği ile aylar itibarıyla yeni kadrosuna ilişkin ödenen aile yardımı ödeneği arasındaki farkın ilgililere ödenmesi gerekmektedir.

Bilgilerini ve uygulamanın buna göre yürütülmesini arz / rica ederim.

Başa dön  
      


 10- Veznedar kadrosunda görev yapan personele sayman mutemedi yetkisi verilir mi?

31/12/2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Muhasebe Yetkilisi Mutemetlerinin Görevlendirilmeleri, Yetkileri, Denetimi ve Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4 üncü maddesinde muhasebe yetkilisi mutemedinin tanımı yapılmış olup, buna göre; muhasebe yetkilisi adına ve hesabına para ve parayla ifade edilebilen değerleri geçici olarak almaya, muhafaza etmeye, vermeye, göndermeye yetkili ve bu işlemler ile ilgili olarak doğrudan muhasebe yetkilisine karşı sorumlu olan kamu görevlilerini ve yetkili memurlar oldukları belirtilmiştir.

Aynı Yönetmeliğin “Muhasebe yetkilisi mutemetlerinin görevlendirilmeleri” başlıklı 5 inci maddesinde ise; Veznedar, tahsildar, icra memuru gibi unvanlarla muhasebe yetkilisi adına ve hesabına para ve parayla ifade edilebilen değerleri geçici olarak almak, vermek ve göndermek üzere görevlendirilenler muhasebe yetkilisi mutemedidir. Muhasebe birimlerinin vezne ve ambarlarından zimmetle değerli kağıt alıp satmakla görevlendirilen yetkili memurlar ile elçilik ve konsolosluklarda harç ve değerli kağıt satış bedellerini ve emanet paraları tahsil etmekle görevlendirilenler de muhasebe yetkilisi mutemedidir.

Zorunluluk bulunması halinde yukarıda unvanları belirtilenler dışında, muhasebe yetkilisi adına para ve parayla ifade edilebilen değerleri almak, vermek, vezne ve ambarlarda muhafaza etmek üzere kamu idarelerinin görevli personeli arasından, ilgili muhasebe yetkilisinin de muvafakatı alınarak seçilen personel, harcama yetkilisi tarafından muhasebe yetkilisi mutemedi olarak görevlendirilebilir. Ayrıca, özlük hakları ödemelerinin yapıldığı muhasebe biriminin bulunduğu yer dışında bulunan birimlerde görev yapan personelin, görev yapılan yerdeki aynı bütçeli diğer idarelere hizmet veren muhasebe yetkilisine bağlı mutemet olarak görevlendirilmesi de mümkündür.

Muhasebe yetkilisi mutemedi olarak seçilen görevlinin adı, soyadı, görev yeri, unvanı ve imza örneği ile görev ve yetkileri ilk görevlendirmede muhasebe yetkilisine yazılı olarak bildirilir.

Kanunlarda öngörüldüğü şekilde ve bu Yönetmelik esaslarına göre yetkili kılınmamış hiçbir kimse kamu idaresi adına para tahsil edemez, değerleri alamaz, gönderemez ve ödeme yapamaz.” denilmektedir.

Bu nedenle yukarıdaki yönetmelik hükümlerini taşıması halinde, veznedar kadrosunda görev yapan personele harcama yetkilisi tarafından muhasebe yetkilisi mutemedi olarak görevlendirilebileceği, ilgilinin ilk görevlendirmede muhasebe yetkilisine yazılı olarak bildirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

  Başa dön


 

11- Ceza İnfaz Kurumu personeline 3717 sayılı yasanın 2/A maddesi uyarınca fazla çalışma ücreti ödenebilir mi?

 3717 sayılı Adlî Personel ve Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi Hakkında Kanunun 2/A Maddesinde “Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu ile Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı (ceza ve infaz kurumları hariç) ile Türkiye Adalet Akademisi kadrolarında, sözleşmeli personel dâhil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak çalışan personele, ayda elli saati aşmayacak şekilde fiilen yapılan fazla çalışma karşılığında, Bütçe Kanunu ile belirlenen fazla çalışma ücretinin üç katına kadar fazla çalışma ücreti ödenebilir. Fazla çalışma yaptırılacak gün ve saatler ile çalışma mahalli gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle belirlenecek saat başı ödeme miktarı ve ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar Adalet Bakanlığı, Yüksek Mahkemelerde ve Yüksek Seçim Kurulunda ise Başkanları tarafından tespit edilir. (Ek cümle : 29/06/2006 – 5536 S.K/8.mad) Bu madde uyarınca yapılacak ödeme, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaz hükmü bulunmaktadır.

 Bu nedenle; ceza infaz kurumları personeline yukarıda belirtilen Kanun kapsamına girmediğinden söz konusu fazla çalışma ücreti ödemesinin yapılmasının mümkün olmadığı düşünülmektedir.

  Başa dön


    

12- Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara, 3717 sayılı Yasanın 1 inci maddesinde düzenlenen yol tazminatı ve yol gideri ödenebilir mi?

 3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasında; “Tebliğden başka bir işlem yapmak için makamından uzaklaşma durumunda olan hâkimler, savcılar, askeri mahkemelerdeki subay üyeler ve icra müdürleri ile yardımcılarına, adli tabiplere, yazı işleri müdürlerine, zabıt kâtiplerine, mübaşirlere, hizmetlilere ve bu işlemlere katılan hazine avukatlarına, hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol giderlerinden başka aşağıdaki miktarda yol tazminatı verilir.” denilmektedir.

 Bu nedenle aile ve çocuk mahkemelerinde pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı kadrolarında merkez atamalı olarak görev yapan personel yukarıda anılan unvanlarda sayılmadığından 3717 sayılı kanunun 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen yol gideri ve yol tazminatı ödemelerinden yararlanmalarının mümkün olmadığı düşünülmektedir.

Başa dön


 

13- Bu görevliler aynı kanunun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasındaki ek ödemeden yararlanabilir mi?

 3717 sayılı kanunun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında; “…Geçen miktar ve yol tazminatının diğer yarısı, o yerdeki bir bankada açılan hesaba yatırılır. Bu hesaba yatırılan paraların %10'u her ayın ilk haftası içinde Ankara'da bir kamu bankasında açtırılan Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilir. Mahalli hesapta toplanan paraların arta kalanı, o yargı çevresinde görevli adli yargı hâkim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt kâtibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personeline (ceza infaz kurumu personeli hariç) ayda bir, eşit miktarda ödenir; ancak, bu ödemenin yıllık tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) yıllık tutarının yarısını geçemez.” hükmü yer almaktadır.

Bakanlığımız İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının “Yol Gideri ve Tazminatı” başlıklı 127 No’lu Genelgesinin 3 üncü maddesinde kimlerin diğer personel kapsamına gireceği açıklanmaktadır. Buna göre;

 3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen “diğer personel’’ kadroları taşra teşkilatında olan ve atamaları Bakanlık veya Adli ve İdari Yargı Adalet Komisyonlarınca yapılan personeldir. Bunların dışında Hâkim adayları, Ceza İnfaz Kurumları Personeli, Denetimli Serbestlik Personeli, Seçim Personeli ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 657 sayılı Kanunun 4/C maddesi uyarınca görevlendirilen sözleşmeli gibi personel bu kanun kapsamında değerlendirilmeyecektir.                                

Aile ve çocuk mahkemelerinde pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı kadrolarında merkez atamalı olarak görev yapan personelin “diğer personel’’ olarak değerlendirilmesi bu nedenle de 3717 sayılı kanun ve İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı’nın 127 no’lu genelgesi gereği 3717 sayılı kanunun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen ayda bir eşit miktarda yapılan ödemelerden yararlandırılmaları gerektiği düşünülmektedir.

Başa dön


   

14- Aile ve çocuk mahkemelerinde görev yapan sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara Adalet Bakanlığı Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına göre ek ders ücreti ödenebilir mi?

Adalet Bakanlığı Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin 23/06/2007 tarih ve 26561 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin “ı” bendinde  “Kurum”  tanımı şöyle yapılmıştır.

“ 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 8 ila 15 inci maddesi ve 104 üncü maddeleri ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununun 8 ve 10 unca belirtilen kurumlar olarak tanımı yapılan kurumları” olarak ifade edilmektedir.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunu incelendiğinde yukarıda anılan maddelerde adı geçen kurumlar; Ceza ve İnfaz Kurumları, Çocuk Eğitim Evleri ve Denetimli Serbestlik Yardım Merkezleri,

 Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu incelendiğinde ise; daire başkanlığı ve şube müdürlükleri olduğu anlaşılmaktadır.

 Bakanlar Kurulu Kararının 10 uncu maddesinde ise rapor hazırlama yetkisi verilen personele “ders niteliğinde iyileştirme görevi olarak fiilen görev yapma karşılığında ek ders ücreti ödeneceği belirtilmektedir. Rapor Hazırlama Yetkisi Verilen Personel ise ; “Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim semineri sonucunda başarılı olarak sertifika almaya hak kazanıp şube müdürü tarafından rapor hazırlama yetkisi verilen en az lise mezunu denetimli serbestlik personeli”  olarak tanımlanmaktadır.

 Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Adalet Bakanlığı Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına göre aile ve çocuk mahkemelerinde pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı kadrolarında görev yapan personelin ek ders ücretlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı görülmektedir.


Başa dön


   

15- Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglar, 3717 sayılı yasanın 2/A maddesindeki fazla çalışma ücretinden yararlanabilir mi?

 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanunun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun Madde 2/A  (Ek: 18/5/2004 – 5172/2 md.) maddesinde; “ Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu ile Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı (ceza ve infaz kurumları hariç) ile Türkiye Adalet Akademisi kadrolarında, sözleşmeli personel dâhil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak çalışan personele, ayda elli saati aşmayacak şekilde fiilen yapılan fazla çalışma karşılığında, Bütçe Kanunu ile belirlenen fazla çalışma ücretinin (2008 yılı için 90 YKr) üç katına kadar fazla çalışma ücreti ödenebilir...." hükmü yer almaktadır.

 Aile ve çocuk mahkemelerinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı kadrolarında görev yapan personel, Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında çalışan personel kapsamında olduğundan bu kanun kapsamında ödenen fazla çalışma ücretinden yaralanmaları gerektiği düşünülmektedir.

Başa dön


 

16- Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagogların sosyal inceleme raporu düzenlemesi halinde karşılığında bir ücret ödenebilir mi? Sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagogların sosyal inceleme raporu hazırlama görevleri gereği yapılan masraflar nereden karşılanabilir?

 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 34 üncü maddesinde sosyal çalışma görevlilerinin görevleri aşağıdaki şekilde sayılmıştır.

a) Görevlendirildikleri çocuk hakkında derhal sosyal inceleme yapmak, hazırladıkları raporları kendilerini görevlendiren mercie sunmak,

b) Suça sürüklenen çocuğun ifadesinin alınması veya sorgusu sırasında yanında bulunmak,

c) Bu Kanun kapsamında mahkemeler ve çocuk hâkimleri tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmektir.

(2) İlgililer, sosyal çalışma görevlilerinin çalışmaları sırasında kendilerine yardımcı olmak ve çocuk hakkında istenen bilgileri vermek zorundadır.

(3) Sosyal çalışma görevlilerinin, görevleri sırasında yaptıkları ve hâkim tarafından takdir edilen masrafları Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden ödenir.

Yukarıda anılan kanun hükmü gereğince, görevlendirildikleri çocuk hakkında derhal sosyal inceleme yapmak, hazırladıkları raporları kendilerini görevlendiren mercie sunmak üzere Adalet Bakanlığı tarafından ataması yapılan sosyal çalışma görevlilerinin görevleri gereği yaptığı masraflar ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının suçüstü ödeneğinden ödeneceği ve bu görevler kanunda sosyal çalışma görevlilerinin asli görevi olarak sayıldığından ilgili personele sosyal inceleme raporu düzenlemesi halinde ayrıca bir ücret takdirine gidilmesinin uygun olmayacağı düşünülmektedir.

Başa dön


   

17- Bilirkişi olarak görevlendirilmeleri durumunda kendilerine bilirkişi ücreti ödenebilir mi?

 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 236 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında; Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.”  hüküm altına alınmıştır.

 Aynı Kanunun “Bilirkişi gider ve ücreti “ başlıklı 72 nci maddesinde,  Bilirkişiye, inceleme ve seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı bir ücret ödenir.” denilmektedir.

Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince; mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman kişiye inceleme ve seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı bilirkişi ücreti ile seyahat giderlerine ilişkin sarf kararlarının (Analitik Bütçe sınıflandırılmasına göre, 03.5.4.04 Kovuşturma Giderleri: Yol tazminatı ve bilirkişi ve tanıkların ücret ve yol giderleri tertibinden) ödenmesi mümkündür.

Başa dön


 

18- 3717 sayılı Yasanın 2/A maddesine göre fazla çalışma ücreti ödemelerinde bir saat karşılığı olarak bütçe tertibinden hangi bent uygulanacaktır?

Bilindiği üzere ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin tutarları her yıl Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu K Cetvelinde gösterilmektedir. Söz konusu cetvelin “III Fazla Çalışma Ücreti” başlığı altında “A. Saat Başı Fazla Çalışma Ücreti: 1. 657 sayılı Kanunun 178 inci maddesi uyarınca fazla çalışma karşılığında yapılacak ödeme (Özel kanunlarındaki hükümler uyarınca bütçe kanunlarıyla belirlenmesi gereken fazla mesai ücretleri için bu sırada tespit edilen saat ücreti esas alınır.)” denilerek genel bir mesai saat ücreti (85 YKr.) belirlenmiştir. Ancak aynı bölümün 2 nci ve daha sonraki bentlerinde ise kurum ve/veya unvan belirtilmek suretiyle ödenecek fazla çalışma ücreti ayrıca belirtilmiştir. Bakanlığımız merkez dışı birimlerde çalışanlar 2 nci bent kapsamına girmemektedir.

 Buna göre; Bakanlığımız merkez dışı birimlerinde çalışan personele, K cetvelinin “ III Fazla Çalışma Ücreti” bölümünün A fıkrasının 1 numaralı bendinde belirtilen genel fazla çalışma ücretinin (2008 yılı için 90 YKr) ödenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Başa dön


   

19- Parasal haklarla ilgili olarak fazla ödeme yapılması halinde bu fazla ödeme hangi usule göre geri alınacaktır?

 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun "Kamu Zararı" başlıklı 71 inci maddesinde "Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır...

Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir..." hükmü yer almaktadır.

Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte "Tanımlar" başlıklı 4 üncü maddesi (c) bendinde "Kamu Zararı:  Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıyla doğan zararı,..." denilmektedir.

Aynı yönetmeliğin "Rızaen ve sulh yolu ile tahsilât " başlıklı 13 üncü maddesinde "(1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen veya ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sulh yoluyla ödenebilir..." denilmektedir.

 Bu nedenle, yapılmış olan fazla ödemenin "Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik " uyarınca işlem yapılması gerektiği düşünülmektedir.

  Başa dön


 

20- Görev yaptığı yerden başka bir yerdeki sağlık birimine tedavi amacıyla sevk edilenlere yolluk ödenir mi?

29/04/2006 tarihli ve 26153 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6 sıra nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin "Hasta Sevk İşlemleri" başlıklı 2 nci maddesinin "2.1. Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Tanımı" alt başlıklı bölümünde;

 "Birinci basamak resmi sağlık kuruluşu: Resmi kurum hekimlikleri, sağlık ocağı, verem savaş dispanseri, ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi ile sağlık merkezlerini,

 5258 sayılı Kanun gereği aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde, birinci basamak sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmetlerinin bedeli kurumlarca karşılanmayacaktır.

Birinci basamak özel sağlık kuruluşu: Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında açılan özel poliklinikleri,

İkinci basamak resmi sağlık kurumu: Eğitim ve araştırma hastanesi olmayan Devlet hastaneleri (bu hastanelere bağlı semt poliklinikleri dâhil), özel dal hastaneleri, ilçe/belde gün hastaneleri (Bunların listesi Sağlık Bakanlığı tarafından geri ödeme kuruluşlarına bildirilir), Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri,

İkinci basamak özel sağlık kurumu: Özel Hastaneler Yönetmeliği’ne göre ruhsat almış özel hastaneler ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında açılan özel tıp merkezleri ve özel dal merkezlerini,

Üçüncü basamak sağlık kurumu: Eğitim ve araştırma hastaneleri (bu hastanelere bağlı semt poliklinikleri dâhil), özel dal eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerini, ifade eder.” denilerek sağlık kuruluşları sayılmaktadır.

 Aynı maddenin "2.2. Sevk İşlemleri"  alt başlıklı bölümünün 2 inci ve 3 üncü fıkralarında; "Aile hekimliği uygulaması bulunmayan illerde, aktif çalışanlar, kurumu tarafından yeterli sayıda nüshalı hasta muayene istek formu ile var ise kurum tabibine gönderilecek, kurum tabibinin gerekli görmesi halinde ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurumuna sevk edilebilecektir. Kurum tabibi bulunmadığı takdirde aktif çalışanlar, kurumu tarafından düzenlenen muayene istek formu ile belediye sınırları ve mücavir alan içinde bulunan birinci, ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşuna doğrudan başvurabilirler. Kurum hekimliği veya diğer birinci basamak sağlık kuruluşundan ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurumlarına yapılacak sevk işlemlerinde hastane ve hekim adı belirtilmez.”

 "Aktif çalışanların bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri, kurum hekimliğine veya belediye sınırları ve mücavir alan içerisindeki birinci, ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına doğrudan başvurabilirler.” hükmü yer almaktadır.

 Aynı maddenin 5 inci fıkrasında; "Tıbbi gereklilik halleri dışında muayene ve tedavi işlemlerinin yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde öncelikle belediye sınırları ve mücavir alan içinde tamamlanması esastır. Bunun mümkün olmaması halinde, Yönetmelikteki genel esaslar geçerli olmak üzere, memuriyet mahalli dışına yapılacak sevk işleminin, bulunulan yerdeki ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurumlarınca hastanın sevk edileceği ilçe veya ilin ismi belirtilerek, tedavinin sağlanabileceği en yakın yerdeki ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurumuna yapılması gerekmektedir.” denilmektedir.

 Bu nedenle, memuriyet mahalli dışına yapılan sevk işleminin, bulunulan yerdeki ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurumunca tedavinin sağlanabileceği en yakın yerdeki ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurumuna yapılması durumunda sevk evraklarına ilişkin yoluk ücretinin ödenebileceği düşünülmektedir.

Başa dön


21-Resmi sevk sonucunda özel diş hekimi tarafından diş tedavisi sonucu kesilen faturada bildirilen miktarın, Türk Diş Hekimleri Birliği Tarifesinde bildirilen fiyatlar üzerinden mi? yoksa Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğin Ek-7'de belirtilen fiyatlar üzerinden mi ödenebilir?

23 Ekim 2008 tarihli ve 27033 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6 Sıra Nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin "Diş tedavileri" başlıklı 5 inci maddesinde;

5.2. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında diş tedavisi

5.2.1. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarındaki diş ünitelerinde yapılan tedavi giderlerinin ödenebilmesi için Tebliğin bu bölümünde belirtilen sevk usul ve esaslarına uyulması zorunludur. Diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşlarına doğrudan yapılan başvurularda tedavi gideri ödenmez.

5.2.2. Yönetmeliğin 8 ve 10 uncu maddelerinde, özel sağlık kuruluşları sayılan serbest hekimliklere sevk ilke olarak öngörülmemiştir. Bu nedenle, diş tedavileri için hastaların kendilerine en yakın resmi sağlık kurumlarına sevk edilmeleri gerekmektedir. Ancak, diş tedavisi sırasında karşılaşılan güçlükler dikkate alınarak Tebliğ kapsamında yer alan kişilerin, doğacak fiyat farkını kendilerinin ödemesi kaydıyla, kendilerinin talepleri üzerine serbest diş hekimliklerine, aşağıda belirtilen esaslara göre sevkleri yapılabilecektir.

5.2.3. Diş tedavisi için sevk edildiği resmi sağlık kurumunda herhangi bir sebeple kron ve protez tedavisine 90 gün, dolgu tedavisine 30 gün, diğer diş tedavilerine ise 45 gün içinde başlanamayacağının ilgili diş hekimi tarafından belirtilmesi ve aynı sağlık kurumu başhekimi tarafından onaylanması suretiyle istekli olan hastaların serbest diş hekimliklerine veya özel sağlık kurum/kuruluşlarına sevkleri yapılabilecektir. Ancak, bunun için kurumca gönderildiği resmi sağlık kurumu diş hekimi tarafından hasta muayene edilip teşhis konulduktan sonra, yapılması gereken bütün tedaviler ve boşlukların ayrıntılı olarak belirlenmesi ve hangi dişin tedavi edileceğinin ağız şeması üzerinde işaretlenmesi gerekmektedir. ...

Yukarıda belirtilen diş tedavilerine ait giderlerin ödenebilmesi için, tedavi sağlandıktan sonra sevk kağıdında belirtilen tedavinin yapıldığının, kurumun diş hekimi veya sevki yapan resmi kurum veya kuruluştaki diş hekimlerince onaylanması zorunludur.

5.2.4. Resmi sağlık kurumu bünyesinde diş hekimi bulunmayan ilçelerde serbest diş hekimi bulunması halinde, resmi sağlık kurumu başhekimi tarafından serbest diş hekimliklerine veya özel sağlık kurum veya kuruluşlarına sevk yapılabilecektir. Bu şekilde sağlanan tedavilerde, sevk kağıdında ve faturada/serbest meslek makbuzunda belirtilen tedavinin usulüne uygun yapıldığının ilçenin bağlı olduğu bölge diş hekimleri odasının temsilcisi tarafından onaylanması gerekmektedir. Özel kurumlarda tedaviyi yapan diş hekiminin oda temsilcisi olması halinde, onaylama işlemi en yakın yerdeki oda temsilcisi tarafından yapılacaktır.

5.2.5. Hastaların doğacak fiyat farklarını kendilerinin ödeyeceğini beyan ederek yapılan sevkler üzerine, yukarıda (5.2.3.) ve (5.2.4.) numaralı bentlerde belirlenen usullere uygun olarak serbest diş hekimliklerinde veya özel sağlık kurum/kuruluşlarında yaptırılan teşhis, tedavi veya proteze ilişkin giderlerden (EK–7) sayılı listede yer alan diş tedavileri fiyat listesindeki kadarı karşılanacak, bunu aşan kısmı ise hasta tarafından ödenecektir.

5.2.6. Bu Tebliğin eki “Diş Tedavileri Fiyat Listesi”nde (EK–7) tespit edilen, beher kron için 40 YTL ve alt ve üst çenede tam protez için 300 YTL esas alınmak suretiyle, serbest diş hekimliklerinde veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında yaptırılan kron ve proteze ilişkin giderlerden;

1- Tek çenede kronlar ile protezin (seramik kron ve protez dahil) birlikte veya ayrı ayrı yaptırılması halinde toplam olarak 150 YTL,

2- Alt-üst çenede kronlar ile protezin (seramik kron ve protez dahil) birlikte veya ayrı ayrı yaptırılması halinde toplam olarak 300 YTL,

üzerinden ödeme yapılacaktır.

En son tedavi tarihi esas alınarak bir yıl içinde yeniden kron ve protez yaptırılması halinde, bu tedavilerin bir yıllık toplamı için ödenecek tutar yukarıda belirtilen miktarları hiç bir şekilde geçemez.

5.2.7. Yukarıda belirtilen esaslara göre özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerinde yaptırılan diş tedavilerine ait ücretlerin ödenmesine ilişkin olarak, 5.2.5 ve 5.2.6 ncı maddelerde belirtilen fiyat tarifesine göre değil, konuyla ilgili olarak yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Danıştay İkinci Dairesinin 26/3/2008 tarihli ve 2007/2863 Esas sayılı yürütmeyi durdurma kararı doğrultusunda işlem yapılmasına devam edilecektir.

5.2.8. Anılan listede (*) işaretli olan tedavilere ait giderlerin karşılanabilmesi için, tedavinin konularında uzman veya doktoralı diş hekimleri tarafından yapıldığının belgelendirilmesi gerekmektedir.

5.2.9. Serbest diş hekimliklerinde yaptırılan diş tedavileri için yukarıdaki esaslara göre ödenecek tutarlar azami tutarlar olup, bunun dışında hastaya serbest diş hekimliklerine gidiş-geliş için harcırah veya benzeri herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.

5.2.10 Aynı yerde birden çok resmi sağlık kurumu bulunması halinde, memurların diş tedavilerini serbest diş hekimliklerinde veya özel sağlık kurum/kuruluşlarında yaptırabilmeleri için, tedavilerinin o yerde bulunan ve bünyesinde diş hekimi olan resmi sağlık kurumlarının sadece birinde yapılamayacağının belgelendirilmesi yeterlidir.....” denilmektedir.

Ayrıca; 07 Şubat 2009 tarihli ve 27134 sayılı Resmi gazetede yayımlanan 8 Sıra Nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğde;

Bilindiği üzere, (6) sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği (Bundan sonra Tebliğ olarak ifade edilecektir.) 23/10/2008 tarihli ve 27033 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Tebliğde aşağıda belirtilen değişiklik ve düzenlemelerin yapılması gerekli görülmüştür.

Tebliğin 2 nci maddesinde; “Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında diş tedavisi” başlıklı 5.2 nci maddesi ve 2.7.7 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu Tebliğin yürürlük tarihinden itibaren diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerine sevk yapılmayacaktır. Konuyla ilgili olarak yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği ve Tebliğ hükümleri çerçevesinde diş tedavileri resmi sağlık kurum ve kuruluşlarında sağlanmaya devam edilecektir.” hükmü yer almaktadır.

Bu durumda;

1-Sevk işlemlerinde ve diğer hususlarda Tebliğde belirtilen esaslara uyulmak kaydı ile özel sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan diş tedavilerinde ait bedelin Türk Diş Hekimleri Birliğinin tespit ettiği "Asgari Fiyat Tarifesi" ni geçmeyecek şekilde ödenmesi;

2-7 Şubat 2009 tarihli 8 Sıra Nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğin yürürlülük tarihinden itibaren diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerine sevk yapılmayacağı düşünülmektedir.

Başa dön


22-3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca ödenen yol tazminatı oranlarının uygulanmasında 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen Büyükşehir Belediye sınırları esas alınarak ödeme yapılabilir mi?

3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun “Yol Giderleri Tazminatı” başlıklı 2 nci maddesinde ;

"Tebliğden başka bir işlem yapmak için makamından uzaklaşma durumunda olan hakimler, savcılar, askeri mahkemelerdeki subay üyeler ve icra müdürleri ile yardımcılarına, adli tabiplere, yazı işleri müdürlerine, zabıt katiplerine, mübaşirlere, hizmetlilere ve bu işlemlere katılan hazine avukatlarına, hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol giderlerinden başka aşağıdaki miktarda yol tazminatı verilir.

1.Daireden uzaklaşmayı gerektiren iş, mahkemenin bulunduğu belediye sınırları içinde ise, her iş için, 1 inci derece devlet memurunun aldığı geçici görev yolluğu kadar,

2. Daireden uzaklaşmayı gerektiren iş, mahkemenin bulunduğu belediye sınırları dışında ise, her iş için, 1 inci derece devlet memurunun aldığı geçici görev yolluğunun 1,5 katı kadar,

Daireden uzaklaşmayı gerektiren işlerin bir kısmı mahkemenin bulunduğu belediye sınırları içinde, bir kısmı dışında ise, belediye sınırları içinde olan her iş için 1 inci bent hükmü, belediye sınırları dışında olan her iş için, 2 nci bent hükmü uygulanır..." hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun Geçici 2 nci maddesinde; " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülkî sınırıdır. Diğer büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülkî sınırları içinde kalmak şartıyla, nüfusu birmilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu birmilyondan ikimilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı otuz kilometre, nüfusu ikimilyondan fazla olan büyükşehirlerde yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturur." denilmektedir.

5216 sayılı Kanuna göre Büyükşehir Belediyesi kurulun yerlerde o ilin belediyesi büyükşehir belediyesi olarak tarif edilmektedir. Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde yer alan belediyeler ilçe belediyesi olarak anılmaktadır. 3717 sayılı Kanununda ise sadece belediye tabiri kullanılmaktadır. Adliye binası her nekadar bir ilçe belediyesi sınırı içinde kurulmak zorunda ise de bu belediyenin de bir belediyenin sınırı içinde kalması durumunda büyük olan belediyeyi muhatap almak zorunludur. Çünkü ilçe belediyesinin dışına çıkılması gereken diğer yer de bir ilçe belediyesidir. Her iki belediyeyi de kapsayan ortak bir belediye vardır. Belediye kavramını değerlendirirken bu ana ve tek belediyeyi esas almak zorunludur. 3717 sayılı kanundaki belediye kavramı ilçe belediyelerini de içine alan üst ve tek bir kavramdır. Adliyenin bulunduğu yargı çevresinin dışına çıkılan yerin büyük veya ilçe belediyesi olmaması durumunda 1,5 kat yevmiye ödenir. Keşif veya haciz yapılan yerin aynı büyükşehir belediyesi içinde diğer bir ilçe belediyesi olması her iki ilçe belediyesinin de tek bir belediye sınırında olduğu gerçeğini değiştirmez.

Ulaşımdaki güçlük ve zaman kaybı esas alınarak belediye sınırları dışında 1,5 kat yevmiye ödenmesi amacıyla konulan kanunun çerçeve belediye dikkate alınmadan dar bir yorumla ana belediye içindeki diğer ilçe belediyesinde 1,5 kat yevmiye ödenmesi kanunun amacı ve hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayacaktır.

Bu sebeple 5216 sayılı Kanuna göre belirlenen belediye sınırları içinde yapılan 3717 sayılı Kanun kapsamındaki işlerde sadece 1 kat yevmiye ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Başa dön


23-Özelleştirme kapsamında görev yapmakta iken 4046 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre adliyelerde görev yapan personele denge tazminatı ödenebilir mi?

Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün Başkanlığımıza hitaplı 17/10/2006 tarihli ve B.07.0.BMK.0.15.115472-160/20992 sayılı görüş yazısı ve 4046 sayılı Kanunun 22'nci maddesine göre kamu kurum ve kuruluşlarına naklen atanan personelin aylık ve diğer haklarına ilişkin tereddütlerin giderilmesi ve uygulamada birliğin sağlanması amacıyla çıkarılan, 03/08/2006 tarihli ve B.07.0.BMK.0.15.115456-2/14791 sayılı genel yazılarında;

ilgililerin nakledildikleri kadronun aylık ve diğer mali hakları toplam net tutarının (fazla mesai ücreti ile fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) katsayılardaki artışlar da dahil olmak üzere nakledildikleri kadrolara ait ödeme unsurlarında yapılan her türlü değişikilikler dikkate alınarak belirlenmesi ve bu şekilde hesaplanacak ödemeler toplam net tutarının eski kadroya ilişkin aylık ve diğer mali haklar (fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından az olması durumunda aradaki farkın, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenmesi gerektiği bildirilmiştir.


Başa dön




24-Hâkim ve Savcılara yabancı dil tazminatı ödenebilir mi?

2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 106’ncı maddesinde, "...bu maddeye ve 103 üncü maddeye göre ödeme yapılanlara; ...375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yapılan ödemeler ile temsil, makam ve yüksek hâkimlik tazminatları ödenmez ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödeme yapılmaz..." hükmü yer almaktadır.

03/04/2009 tarihli ve 27189 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 20/11/2008 tarihli, E:2007/104, K:2008/164 sayılı kararı ile bu maddenin beşinci fıkrasında yeralan "..375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yapılan ödemeler..." bölümü yabancı dil tazminatı yönünden iptal edilmiştir.

375 sayılı KHK’nin 2/1’nci maddesinde; "Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre almakta olan personelden, (kadro karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalışan personel dahil), Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca müştereken belirlenen dillerden yine bu iki kurum tarafından tespit olunan esas ve usuller çerçevesinde yapılan yabancı dil seviye tespiti sonunda her bir dil için (A) düzeyinde başarılı olanlara 1500, (B) düzeyinde başarılı olanlara 600, (C) düzeyinde başarılı olanlara 300 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı geçmemek üzere Maliye Bakanlığının teklifi ve Başbakan onayı ile belirlenecek miktarlarda aylık yabancı dil tazminatı ödenebilir." hükmü yer almaktadır.. Ayrıca; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 21/11/2008 tarihli ve 18884 sayılı esaslarda; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2'nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden, 11/04/1997 tarihli Başbakan onayı ile yürürlüğe konulan "Yabancı Dil Taminatı Miktarlarının Tespitine İlişkin Esaslar" da 19/11/2008 tarihli Başbakan Onayı ile değişiklik yapılmış olup, Yabancı Dil Tazminatı Miktarlarının Tespitine İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esasların; 1'inci maddesinde; 11/04/1997 tarihli ve Başbakan Oluru ile yürürlüğe konulan Yabancı Dil Tazminatı Miktarlarının Tespitine İlişkin Esasların 3'üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "(maktu olarak belirlenenler hariç)" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. 2'inci maddesinde ; aynı esaslara ekli "Yabancı Dil Tazminatı Gösterge ve Miktarları" tablosu, başlığıyla birlikte "Yabancı Dil Tazminatı Göstergeleri" olarak aşağıda değiştirilmiştir.


Yabancı Dil Tazminatı Göstergeleri


(A) DÜZEYİ

(A) DÜZEYİ

(B) DÜZEYİ

(C) DÜZEYİ


96-100 PUAN

90-95 PUAN




Yabancı Dil Bilgisinden Kurumlarınca Yararlanılan Personele Bildiği Her Bir Dil İçin

1200

900

600

300

2- Diğer Personele Bildiği Her Bir Dil İçin

750

750

500

250


3'üncü maddesinde ise; bu esasların 15/10/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi tarafından 2802 sayılı Kanunun yabancı dil tazminatı ödenemeyeceği yönündeki hüküm iptal edildiğinden, 03/04/2009 tarihinden itibaren yabancı dil tazminatının yukarıda belirtilen esaslara göre ödenmesinin gerektiği düşünülmektedir.

Başa dön

Strateji Geliştirme Başkanlığı Resmi Web Sitesi © 2013 Tüm Hakları Saklıdır.
[Son Güncellenme Tarihi - 27.11.2013 ]
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.